Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi
banner36

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Son 23 yılda 965 savunma sanayisi yatırımını teşvik ettik, 369 milyar liralık yatırımın önünü açtık, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayisi projesine ve 4 bin 300 bilim insanıyla gencimize 64 milyar lira kaynak sunduk. Balistik füzemiz TAYFUN’un test atışları devam ediyor. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programını kararlılıkla sürdürüyoruz. Mavi vatanın bekçileri; MİLGEM ve TCG Anadolu denizlerdeki caydırıcı gücümüz. Uydularımız Göktürk-2, İMECE uzaydaki gözlerimiz. Bizden neyi esirgiyorlarsa, onun daha iyisini yerli ve milli olarak geliştiriyor, üretiyoruz." dedi.

 

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) Savunma Sanayii Akademi tarafından Millî Yetkinlik Hamlesi doğrultusunda ikincisi düzenlenen Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.

 

Zirvede, Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı tarihi başarılar kamuoyuyla paylaşıldı. Programda konuşan Bakan Kacır, anahtarı kullanıcıda olmayan bir kapının gerçek sahibine ait olmadığını vurguladı. Kendi savunma kalkanını zamanında inşa etmeyen ülkelerin, en zor anlarında yapayalnız kalmaya mahkûm olduğunu ifade etti.

 

Bakan Kacır, konuşmasında şunları kaydetti:

 

SAVUNMA BÜTÇELERİ ARTIYOR: Dünya, tarihin en sert bölüşüm kavgalarından birine sahne oluyor. Uluslararası kurumların çözüm üretemediği bu tabloda diplomasi; yerini güç kullanımına bırakıyor.  Kendi savunma kalkanını vakitlice inşa etmeyen; güvenliğini sadece ittifaklara ve vaatlere bağlayanların en zor zamanda yapayalnız bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz. Güç dengelerini yeniden şekillendiren bu resim, dünyayı tarihi bir silahlanma dalgasının eşiğine getirdi. Jeopolitik gerilimlerin şiddeti ve ölçeği genişlerken savunma bütçelerinin artış ivmesinin devam edeceği ve küresel silahlanmanın hız kesmeyeceği görülüyor.

 

ANAHTARI SİZİN ELİNİZDE OLMAYAN BİR KAPI, SİZE AİT DEĞİLDİR: Bilinmelidir ki; savunmaya ayrılan devasa bütçeler, doğru stratejiyle ve yerli-milli kabiliyetlerle desteklenmediği müddetçe, güvenlik hedeflerini teminat altına almaya yetmez. Kriz anında "kaynak koduna" erişemediğiniz bir sistem, sizin değil, yazılımı yapanın iradesine göre hareket eder.  Yani anahtarı sizin elinizde olmayan bir kapı, size ait değildir. Ar-Ge’siyle, test altyapısıyla, seri üretimiyle, insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayi kuramayan ülkeler; en kritik anda başkalarının takvimine, lisansına, onayına ve siyasi şartlarına mahkûm olur. Ateş çemberiyle kuşatılmış bir coğrafyada istiklal ve istikbal mücadelesi vermiş bir ülke olarak tarihimizde bu riskleri pek çok kez yakinen gördük.

 

GÜÇLÜ SİYASİ İRADE; MİLLÎ VE ÖZGÜN ÜRÜNLER: Müttefiklik hukukuna uygun olmayacak şekilde hareket etmeyerek "bugün git yarın gel" demeye kalkan ülkeler; farkında olmadan savunma sanayimizin yükselişini hızlandırdı. Önümüze çıkartılan her engeli, karşılaştığımız her ambargoyu; Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yerli ve milli savunma sanayii hamlemiz için bir fırsat olarak değerlendirdik. Güçlü siyasi irade; millî ve özgün ürünleri önceleyen uzun dönemli Ar-Ge, yatırım ve tedarik planlamaları ile nitelikli insan kaynağına yatırımlar sayesinde savunma sanayiinde dünyanın gıpta ile izlediği büyük bir atılıma imza attık.

 

YERLİ ÜRÜNLERİN SAVUNMA TEDARİKİMİZDEKİ PAYINI YÜZDE 80’LERİN ÜZERİNE ÇIKARDIK: Savunma sanayiimizi tam bağımsızlığımızın ve istikbalimizin teminatı, ülkemizin stratejik hamleleri için güç çarpanı haline getirdik. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, yerli ürünlerin savunma tedarikimizdeki payını 23 yıllık süreçte yüzde 20’lerden yüzde 80’lerin üzerine çıkardık. Artık dünyada satılan her 3 Askeri İnsansız Hava Aracı’nın 2'sini Türk firmaları üretiyor. Bayraktar TB3, TCG Anadolu gemimize iniş kalkış yapıyor.

 

DÜNYADA İLK: İnsansız Savaş Uçağımız Bayraktar Kızılelma, Aselsan’ın geliştirdiği AESA radar ve TÜBİTAK SAGE’nin geliştirdiği, milli görüş ötesi füzemiz GÖKDOĞAN’la hedef uçağı başarıyla vurdu. Bunu gerçekleştiren dünyadaki ilk ülke Türkiye oldu. Kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biriyiz. Altay tankımız Silahlı kuvvetlerimizin envanterine girdi.  Korkut, Hisar, Siper hava savunma sistemlerimiz Çelik Kubbe’de semalarımızı koruyor. Balistik füzemiz TAYFUN’un test atışları devam ediyor. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programını kararlılıkla sürdürüyoruz. Mavi vatanın bekçileri; MİLGEM ve TCG Anadolu denizlerdeki caydırıcı gücümüz. Uydularımız Göktürk-2, İMECE uzaydaki gözlerimiz. Bizden neyi esirgiyorlarsa, onun daha iyisini yerli ve milli olarak geliştiriyor, üretiyoruz.

 

185 ÜLKEYE YERLİ VE MİLLİ ÜRÜNLER: 3 bin 500’ü aşkın şirket, araştırma kurumlarımız ve üniversitelerimizde 100 binden fazla çalışanın emek verdiği dev bir üretim ve teknoloji geliştirme ağına sahibiz. Dünya’nın en büyük savunma ve havacılık firmaları listesinde yer alan Türk savunma sanayii firmalarının sayısı her geçen yıl artıyor. Yalnızca ülkemizin değil; dostlarımızın ve müttefiklerimizin de güvenliğine katkı sunan savunma sanayimizin ihracatı, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. 185 ülkeye ulaştırdığımız yerli ve milli ürünlerimizle, Türk Savunma Sanayii markasını küresel ölçekte kalitenin ve yüksek teknolojinin sembolü haline getirdik.

 

AR-GE’YE DESTEK ARTIYOR: Değişen jeopolitik dengeler; ülkemizin dünya savunma ürünleri pazarında daha etkili bir aktör olması için önemli fırsatlar sunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; kamu kurumlarımızın, özel sektör girişimlerimizin ve üniversitelerimizin savunma sanayii alanındaki yatırımlarını ve Ar-Ge projelerini güçlü şekilde destekliyoruz. Son 23 yılda 965 savunma sanayii yatırımını teşvik ettik, 369 milyar lira yatırımın önünü açtık. 2002’den bu yana, TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayii projesine ve 4 bin 300 bilim insanı ile gencimize 64 milyar lira kaynak sunduk.

 

TÜBİTAK SAVUNMADA KRİTİK ADIMLAR ATIYOR: Milli füzelerimiz, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J; yeni nesil akıllı mühimmat ailesi KUZGUN; Milli muharip uçağımız KAAN’ın ana yönetim bilgisayarları ve gerçek zamanlı işletim sistemi gibi savunma kabiliyetlerimiz açısından kritik kazanımların kapısını açan projeleri TÜBİTAK enstitüleri ile hayata geçirdik. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın ardından; ramjet motorlu uzun menzilli füzemiz GÖKHAN; gökyüzündeki hakimiyetimizi perçinleyecek. Havacılık platformları ile füze sistemlerinin testleri için yüksek hızlı rüzgâr tünelini TÜBİTAK SAGE yerleşkemizde inşa ediyoruz.

 

SAVUNMA ATILIMI: Milli Teknoloji Hamlemizin işaret fişeğini yakan, bilim ve teknolojide zirveye yürüyüşümüzün kapısını aralayan bu güçlü ivmeyi kaybetmeyeceğiz. Caydırıcılığımızı en üst seviyeye yükselteceğiz. Biliyoruz ki, teknolojiyi sahada en etkin biçimde kullanabilen ülkeler gelecekte söz sahibi olacak. Bu anlayışla; savunma mimarimize lazer, elektromanyetik silahlar, otonom ve sürü sistemler, siber güvenlik, uzay, hipersonik ve kuantum gibi yenilikçi teknolojileri entegre edecek projeler için hep birlikte önemli adım atıyoruz. Bu büyük atılımı sürdürülebilir kılmak; insan kaynağımızı en kıymetli millî değer olarak konumlandırmaktan geçiyor.

 

GENÇ, DİNAMİK VE ÜRETKEN İNSAN KAYNAĞIMIZ: Milli Teknoloji Hamlemizin eserlerinin arkasında; yaş ortalaması 30’u aşmayan mühendislerimizin, teknisyenlerimizin ve araştırmacılarımızın; azmi, alın ve akıl teri bulunuyor. Nüfusunun ortanca yaşı 34 olan bir ülke olarak; genç, dinamik ve üretken insan kaynağımız tam bağımsızlık yolculuğumuzun en büyük stratejik gücümüz. Bu nedenle; gençlerimizin potansiyelini keşfeden, geliştiren ve onları doğru yetkinliklerle buluşturan bir iklimin inşası önceliğimizdir.

 

TEKNOFEST KUŞAĞI SAVUNMA SANAYİİ PROJELERİNDE: Dünyanın en büyük teknoloji festivali TEKNOFEST’le milyonlarca gencimizi teknoloji geliştirme yolculuğuna dahil ettik. TEKNOFEST’lerde yapay zekâdan siber güvenliğe, otonom sistemlerden roket teknolojilerine farklı alanlarda yarışan gençlerimiz; daha üniversiteden mezun olmadan en kritik savunma projelerinde sorumluluk almaya başlıyor. Kurdukları girişimlerle savunma sanayimizin teknolojik derinliğini her geçen gün daha da ileriye taşıyor. Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık Programları, DENEYAP, Milli Teknoloji Atölyeleri gibi pek çok adımla; geleceğin girişimcilerini ve mühendislerini yetiştiriyoruz.

 

NİTELİKLİ TEKNİK PERSONEL: Savunma sanayiimizde projelerin tasarımdan gerçeğe dönüşmesi; üretimin her aşamasında stratejik roller üstlenen nitelikli teknik personelle mümkündür.  Organize sanayi bölgelerimizde yer alan; 60 binden fazla öğrencimizin eğitim gördüğü 81 meslek lisemiz ve 24 bin öğrencimiz bulunan 26 meslek yüksek okuluyla, mesleki eğitimi dört duvarla sınırlı bir anlayışın ötesine taşıyoruz. Savunma sanayi firmalarımızın kurdukları mesleki ve teknik anadolu liseleri, gençlerimizi savunma firmalarımızın ihtiyaç duyduğu yüksek yetkinliklere sahip 'aranan çalışanlar' olarak yetiştiriyor. İnsan kaynağımızı büyütmek ve bunun yanında savunma sanayimizin dönüşümüne öncülük edecek, geleceğine yön verecek yetkin liderlerin çıkacağı kurumsal zemini sağlamlaştırmak savunma sanayimize günden güne güç katacak.

 

İNSAN KAYNAĞIMIZIN POTANSİYELİNİ ARTIRMAK: Sektörümüze emek vermiş insan kaynağımızın potansiyelini harekete geçirebileceği kültürü kurumsallaştırmak önceliğimiz olmaya devam edecek. TÜBİTAK TÜSSİDE ve SAHA Akademi iş birliğinde hayata geçirdiğimiz SAHA MBA Yönetici Gelişim Programı da işte bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Programda katılımcılar; savunma sanayimizde liderlik rolü üstlenecek kadroların ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri kazanma imkanına sahipler. Geleceğin harp sahası; sadece platformların değil, çevik zihinlerin fikirlerinin ve projelerinin çarpıştığı bir alan olacak. Bu nedenle, ülkeler nitelikli insan kaynağını çekmek için kıyasıya bir yarış içinde. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde, teknoloji devlerinde tecrübe kazanmış vatandaşlarımız; tarih yazan işlerin öznesi olmak için Türkiye’ye dönüyor.  Çünkü artık hayallerini kurdukları projeleri hayata geçirecek imkân da o projeleri sahiplenen irade de Türkiye’de var.

 

GİRİŞİMCİLİK KÜLTÜRÜNÜN KÖKLEŞMESİ: Şunu da ayrıca ifade etmek isterim: savunma sanayimizde girişimcilik kültürünün kökleşmesi; değişen harp sahasının ihtiyaçlarına çevik biçimde cevap verilebilmesi, yenilikçi çözümlerin geliştirilmesi ve kısa sürede ürüne dönüşmesi için olmazsa olmazdır. Yapay zekâ, siber güvenlik, otonom sistemler, elektronik harp, uzay ve yeni nesil malzemeler gibi alanlarda çığır açan çözümlerin arkasında çoğu zaman; girişimci ekiplerin geliştirdiği yenilikçi ve özgün teknolojiler bulunuyor. Savunma sanayiinde 23 bin 700 çalışanın istihdam edildiği 79 Ar-Ge ve tasarım merkezinde, teknoparklarımızda 7 bin 900 çalışanla faaliyetlerini sürdüren 340 girişimde yürütülen yenilikçi çalışmaları bu anlayışla destekliyoruz.

 

YENİ BAŞARI HİKAYELERİ FİLİZLENECEK: Her ölçekteki girişimlerimizin gereksinimlerine yanıt veren araçlar ve altyapıyı sunarak, ihtiyaç makamlarımızın ve ana yüklenicilerimizin girişimlerle yakın iş birliğini teşvik ederek yeni başarı hikâyelerinin filizlenmesini ve hızla ölçeklenmesini sağlamaya gayret ediyoruz. Savunma sanayiinin parçası olmayı bir istiklal ve istikbal davası olarak gören her bir gencimiz için; yeteneği erken aşamada tespit eden, yetkinliği sistematik biçimde geliştiren, girişimciliği ödüllendiren anlayışı kökleştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

T.C. SANAYİ ve TEKNOLOJİ BAKANLIĞI

Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.